20 Ekim 2017 Cuma

Paranoyamın Sebebi

Kısaca anlatmak istiyorum bunu, şairane olmıcak.

Bunun 2 adet nedeni var. Birincisini anlatmiştim aslında, 2009 da ilk kız arkadaşım ile yaşadığımı. Onun biraz etkisi var ama asıl etki ve paranoya diğer olaya ait.

2013 yılında ilk onunla karşılaşmıştım. Sohbet ettik, hiç bir sorun yok birden gitti.
1 2 ay sonra geri geldi ve tekrar yazdı bana, sohbet ettik ona alışmaya başladım yine gitti.
2014 yıl başında tekrar geri geldi. Bu sefer ondan hoşlanmaya başlamıştım ve yine bir süre sonra gitti.
3 ay sonra geri geldi, bu süreçte sürekli onu aradım, sürekli bakındım. Bu sefer gitmiceğine söz verdi, herşey çok güzeldi, beni sevdiğini söylüyordu. O kadar mutluydum ki. Ve yine gitti.
Çıldırıyordum artık paranoyaya dönüştü onun bu gidip gelmeleri.
2014 haziranında son defa geldi, bu sefer her şey farklı olucak gitmicem dedi. Ve 3 hafta sonra yine gitti.

Çok kısa ve çok özet oldu biliyorum ama birine ulaşamayınca kontrolden çıkmamın, defalarca arayıp saçmalamamın tek sebebi bu. Düzenli bir ilişkide bunu aşabiliyorum.

Umarım biraz açıklayıcı olmuştur...

En Büyük Korkum

Kaybemekten nefret ederim, sahip olduğum hiç bir şeyi kaybetmek istemem. Bu sefer öyle bir şey kaybettim ki, hayatımda yaşadığım en büyük acıydı.

İlk önce senden haber alamadım, şarjın bitmiştir eve gidince tabiki bana yazıcaktır dedim. 18:30 oldu, işten çıktım hala yazmamıştın. Zaman zor geçiyordu, 10 dk da bir telefondan skype bakıyordum. Metroya girdim, yarım saat telefonum çekmicekti. Ben metrodayken yazıcağını biliyordum, metroya bindim, zaman geçmiyordu. Şişhane durağına geldim, yürüyen merdivenleri koşarak çıkıyordum, yüzeye çıktım, telefonum internete baglandı, bildirimler mailler gelmeye başladı ama senden hala mesaj yoktu.

Eğitime girdim, odaklanamıyordum bir türlü, artık 5 dk bir telefona bakmaya başladım, senden bi mesaj var mi diye. Eğitim bitti, metroya girmeden önce tekrar aradım seni, yine cevap yokru, metroya girdim, bu sefer 15 dk telefonumun baglantısı kopucaktı.

Levent durağına geldim, yine koşarak çıktım yürüyen merdivenleri, insanların anlamsız bakışlarını umursamadan. Yüzeye çıktım, soğuk hava kızarmış yüzüme vurdu. Telefon tekrar internete bağlandı, bir kaç whatsapp mesajı geldi, hemen skype girdim ama yine mesaj yoktu. 9 saattir online olmamıştın.

Otobüse bindim, otobüste aklıma geldiği her an telefondan skype baktım, değişen bir şey yoktu. Dua etmeye başladım, sürekli allaha dua ettim. "Onu benden alma, ona kavuşmamı sağla allahım, nolur allahım ondan haber almama izin ver"

Kavacığa geldim, otoparka doğru yürürken son bir defa daha baktım telefona değişen bir şey yoktu. Arabaya bindim, müziği sonuna kadar açtım ve tutamadım artık kendimi, o kadar dolmuştum ki, haykırarak ağlamaya ve allaha yalvarmaya başladım, yola zor odaklanıyordum. Eve geldim, arabayı park ettim, telefona baktım, yine mesaj yoktu. Yüzümü sildim mendil ile, evdekilerin ağladığımı görmemesi gerekiyordu.

Bizimkilere selam verdim ve hemen evime çıktım. Elim kolum bağlı, hiç bir şey yapamıyordum skype da defalarca aramaktan başka. Yatağıma geçtim, başka bir şeye odaklanmak için youtubedan video açtım, biraz iyi gelmişti (en azından 2 3 dk da bir skype bakmıyordum) herşey yolundayken birden videoda konu isviçreye geldi, gözlerim doldu, yine ağlamaya başladım. Miğdeme kranplar girmeye başladı.

Uykuya dalmışım, gece 00:13 de uyandım hemen bir umut telefona baktım, değişen bir şey yoktu, tekrar aradım ve yine uykuya dalmışım. 00:48 de tekrar uyandım, telefona baktık ve aradım. 01:17 de uyandım telefona baktım ve aradım. 03:13 de uyandım, miğdem de garip bir ağrı  vardı, baya zaman geçmişti, hemen telefona baktım, artık mesaj gelmiş olması lazımdı ama yine yoktu, tekra aradım. Gece 04:27 de uyandım, tekrar aradım. Gece 05:55 de uyandım, tekrar aradım.

06:55... alarmın çaldı, gün aydınlanıyordu, önceki gün hayal gibiydi sanki, sadece miğdem ve başımdaki ağrı gerçekti. Hayal olmadığını hatırladım, hemen telefona sarıldım, mesaj yoktu, yine aradım. 2 defa daha aradım aynı dakika içinde, başka ne yapabilirdim ki...

Uyandığım andan itibaren düşünce selleri içinde boğulmaya başladım. Saçma sapan olabilecek bütün ihtimaller aklıma geliyordu. İlk ihtimal beni engellemiş olabileceğindi (lütfen burayı düşünme sadece oku ve geç) skype da engelleme nasıl anlaşılır, skype durumları hangi koşullarda ne olur. Hepsini okudum. Ofise geldiğim anda pc den skype açtım durumun "uzakta" (sarı saat) şeklinde görünüyordu, yanı beni engellememiştin. Anlık olarak içime bir rahatlık geldi ama sonrasında daha büyük bir korku kapladı içimi, başına bişey geldiğini hatta öldüğünü düşündüm. Nefes almakta artık zorlanıyordum, yerimde duramıyordum, bişeyler yapmalıydım. Aklıma habere bakmak geldi.

Google'a "swiss news, swiss newspaper" gibi kelimeler ile arama yaptım.

worldradio.ch/news/ 
www.thelocal.ch 
www.tagesanzeiger.ch/zuerich/ 
www.watson.ch/Schweiz 
www.20min.ch/schweiz/zuerich/ 
www.blick.ch 
www.lematin.ch/suisse/

Sitelerini buldum. Son bir hafta içerisindeki bütün haber başlıklarını okudum. Sonra bazılarının detaylarını okumaya başladım. Hiç bir iz yoktu. Saat öğlen olmuştu, düşünce selleri içerisinde daha da boğulmaya başladım, nefes almak o kadar zor olmuştu ki. Ögleden sonra

Bi an seni sonsuza kadar kaybettiğimi hissettim, hiç yanmadığı kadar canım yandı. Hiç korkmadığım kadar korktum, yaşamaya devam etmekten. Sensiz nasıl yaşayabilirdim ki o kadar hayal kurduktan sonra. Sana daha sarılamamışken bile, seni koklamamişken bile.

Skype'a paranoya derecesinde sürekli bakmaya başladım. Sürekli seni arıyordum. Düşünce selleri üzerime her geldiğinde canımdan bir parça koparıcak kadar sert oluyordu. Artık sessizce sürekli olarak allaha yalvarmaya başladım. "Nolur onu bana geri ver, nolur onu bana bağışla, bunu gerçekten hayırlı bir şey için istiyorum." "Allahum nolur onsuz devam edemem, onsuz yaşayamam, bana bu acıyı yaşatma nolur" ve hatırlayamadığım bir çok dua, sessizce dudaklarımdan dökülüyordu.

Google "sevdiğine kavuşmak için dua" yazdım ve

El-Azim 
El-Hakem 
El-Velud 
Rabbena aleyke tevekkelna ve ileyke enebna ve ileykel masir.

Duasını buldum. Sayfada abdestli olarak yalnız bir şekilde ve kibleye dönerek bu duayı sadece hayır ve helal olan birine kavuşmak için edilmesi gerektiği yazıyordu.

Ofisten çıktım, mescide gittim, abdest aldım. İkindi namazını kıldım. Mescid de köşeye geçtim, kimse ağladığımı görmesin diye. Yukardaki dua yı defalara okudum seni hayal ederek.

Fazla duramadım, hareket etmeyince nefes alamıyorsdum. Mescitten çıktım, ofise doğru yürüdüm. Dışarda iş arkadaşlarımı gördüm, defalarca sordular. Neyin var? Ne oldu? Anlat sana? Sadece bişey yok diyebildim, ben bile ne olduğunu bilmiyordum ki, nasıl anlatabilirdim. 

2 gün boyunca yaptığım gibi, skype açtım, yine seni arıcaktım. Ama bu sefer bir fark vardi, hemde çok büyük bir fark. Artık fotoğrafının yanında yeşil simge vardı, sonunda gelmiştin. Koşarak yanlarından uzaklaştım, hemen seni ardım, çalmaya başladı ve...

Gerisini biliyorsun...


*****************


Seni tekrar kaybettim. Geçen seferki kadar ağır değil bu sefer, ama yine canım çok acıyor.

Dönüceğini hissediyorum, ne zaman bilmiyorum.

Önemi yok, yinede beklicem seni...

17 Ekim 2017 Salı

Hedef...

Bundan önceki (yani senden önceki) hayatimda hep bir şeyler olsun diye bekledim. Bu öss denen üniversite sinavi zamanda başladı aslında, ertelemek ve beklemek. Sistem bizden sinava kadar sadece test çözüp herşeyi ertelememizi istiyordu.

-Bunu yaptım, çünkü hedef büyüktü. Bir sene boyunca herşeyi erteledim mutlu olmak için. Sınav bitti, üniversiteyi kazandım ama mutlu olmadım.

-Sonra üniversite başladı, dersler çok zordu, ben çok çalışkan bir öğrenci değilim, çok zorlandım.  mutlu olmak için üniversitenin bitmesini ve işe başlamayı bekledim. Üniversite bitti, işe başladım yine mutlu değildim.
-Daha sonra askere gittim, çok saçma bir ortamdi, insanların kültür seviyesi o kadar düşüktü ki, sürekli olarak bitince mutlu olacağımı hayal ediyordum. Sonunda bittişti artık özgürdüm ama yine mutlu değildim.
-Sonra işlerin başına döndüm ailemizin borçları çok vardi, her gece düşünmekten uyuyamıyordum, her gece borçların bittiğini hayal ederek uykuya dalıyordum nerdeyse. Yıllar geçti, bütün borçlar bitti, artık evimizin ve arsamızın sahibiydik, ama yine mutlu değildim.
-Daha sonra ailemle beraber çalışmaktan çok sıkılmıştım, sürekli kavga ediyorduk iş yerinde anlaşamadığımız için, başka bir iş bulunca mutlu olucağımı düşünmeye başladım, iş yerini kapattık, yaklaşk 3 4 ay boyunca hayal ettiğim o farklı ve standart dışı işi aradım, sonunda bulmuştum, çok büyük bir heycan ile başladım ama yine mutlu değildim.
-Daha sonra kazancım yetersiz gelmeye başladı, istdiğim şeylere ulaşamıyordum, daha çok kazanıcağım zaman mutlu olacağımı, daha rahat hareket edebileceğimi hayal ettim. Çok daha fazla kazanabildiğim (türkiye şartlarına göre) bir firmaya geçtim. yine mutlu değildim.
-Param vardı, evim vardı, işim vardı, arabam vardı, eksik birşey yok gibiydi sanki, sonra düşününce kariyer ve saygının eksik olduğunu fark ettim. Son bir senedir, işime odaklandım (bu işe başlayalı bir sene oldu 14 ekim tarihinde), bu bir sene içinde iyi bir yere geldim çalıştığım firmada, insanlar bana ve yaptığım işe saygı duyuyorlar, bana güveniyorlar. Ama yine bir şey eksik. her zaman olduğu gibi.

Ne fark ettim biliyor musun, aslında şu ana kadar hiç bir hedefim yokmuş, araçları amaç edinip mutlu olmaya çalışmışım 29 yıllık hayatım boyunca. Bir hedeften diğerine amaçsızca savrulmuşum.


Ama bundan tam 10 gün önce, cumartesi gecesinde (07.10.2017) birşeyler değişti, artık bir amacım olduğunu hissetmeye başladım, bu amaç ve hedef beni hayata daha çok bağlamaya başladı. Sürekli o hedefe vardığımı hayal ediyorum. Haklı olarak bu satırları okurken üstteki amaçlardan ne farkı var diyebilirsin, yine sonunda ulaşınca mutsuz olabilirsin diyebilirsin. Bunu bende sordum kendime, ama cevap o kadar açık ki. Bu sefer hedefe koşarken mutlu olmak için hedefe varmayı beklemiyorum, yolun içinde bulunmak, yolu keşfetmek mutlu ediyor zaten beni. Yolun sonunda mi ne olacak? Sonsuz mutluluk, hiç kimsenin hiç bir şekilde ulaşamayacağı derecede sonsuz bir mutluluk ve huzura sahip olucam.


Hedefim ne mi? Yazdıklarımdan belki fark etmişsindir ama benden tam olarak duymanı ve aşağıdaki satırları defalarca okumanı istiyorum.


HEDEFİM, SEVDİĞİM KADINI BÜTÜN ACILARINDAN ARINDIRMAK, 

HEDEFİM KADINIMIN GERÇEKTEN MUTLU OLMASINI SAĞLAMAK, 
HEDEFİM KADINIM TATMADIĞI ve EKSİK KALDIĞI BÜTÜN ZEVKLERİ DOYASIYA YAŞATMAK. 
HEDEFİM KADINIMIN BİR ÖMÜR BOYUNCA YANINDA OLMAK. 

VE HEDEFİM KADINIMIN MUTLULUĞUNDAN BİR ÖMÜR MUTLU OLMAK.


Seni çok seviyorum kadınım, hayatıma hoş geldin.


EED...

2 Eylül 2016 Cuma

161 Dakikalık Otobiyografi

-Alarm çaldı, uyandım. (7:00 TSİ)
-İsteksizce yataktan çıktım. (7:02)
-Telefonun ekranına baktım. 17 dm, 4 mail, 1 mention (sonradan silindiğini fark ettim), 3 whatsapp mesajı, 6 adet çeşitli bildirim olduğunu gördüm. (7:05)
-Duşa girdim, önce soğuk su ile şok yaptım kendime, sonra sıcak su ile rahatladım. (7:10)
-Duştan çıktım, dişlerimi fırçaladım. (7:18)
-Odama geçtim, amfiden joy fm açtım. (7:21)
-Acele etmeden giyinmeye başladım, kahverengi bir boxer, koyu renk bir kot, beyaz renk bisiklet yaka bir tshirt giydim. (7:25)
-Mutfağa geçtim, akşamdan hazırladığım kahvaltımı yemeye başladım sakince, arkada "Kylie Minogue - Confide In Me" çalıyordu.  (7:30)
-Bilgisayarımı kapattım, çantama yerleştirdim özenle. Cüzdanımı, en sevdiğim saatimi ve en sevdiğim kulaklığımı yanıma aldım. (7:42)
-Beyaz superstar ayakkabılarımı giydim, evden çıktım, otobüs durağına yürümeye başladım. (7:45)
-Yolda yürürken düşünce seline daldım. (7:50)
-Durağa geldim, çok kısa sürmüştü sanki, neler düşündüğümü hatırlamaya çalıştım, bulamadım (7:58)
-Otobüs geldi, arka sağ cam kenarına, her zamanki yerime geçtim (8:00)
-Mesajlarını okumaya başladım. (8:02)
-Her zaman yaptığım gibi cevap yazmadan önce iki defa okudum (8:04)
-Cevap yazmaya başladım sıra ile (8:05)
-Yazmam bitti. (8:12)
-Çantamdan kulaklığımı çıkarım, bir ucunu telefona bir ucunu kulaklarıma geçirdim. (8:14)
-Sırası ile "Biting Elbows - Bad Motherfucker", "Calvin Harris-I Need Your Love", "Dido-End of Night, "Model-Değmesin Ellerimiz (Akustik)", "Manga-Beni Benimle Birak", "Nadia Ali-Love Story" parçalarını saat 8:52 kadar dinledim (8:13)
-Yolda yine düşünce seline daldım, metro durağına ne zaman geldiğimizi fark etmedim (8:34)
-Neler düşündüğümü hatırlamaya çalıştım, bulamadım, yürüyen merdivenlerden inmeye başladım (8:36)
-Metroya indim, gelmesine 3 dakika vardı, o sırada kulağımda "Manga-Beni Benimle Birak" çalıyordu. (8:38)
-3 dakika boyunca beklerken gelecek olan metronun önüne 17 defa  nasıl atlarım diye düşündüm, her birinde farklı bir senaryo ile. (8:38)
-Metro geldi, insanlar üzerime doğru geliyordu, bir adım geri attım. (8:41)
-Bindim, yine 2 duraklık düşünce seline daldım, bu sefer ne düşündüğümü farkındaydım(8:42)
-Metrodan indim, yürüyen merdivenlere yöneldim. (8:46)
-Nadia Ali-Love Story çalmaya başlamıştı, yer yüzüne çıktım. (8:48)
-Ofise doğru yürüdüm, şarkı ile aynı ritim de adımlar attım. (8:50)
-Ofise vardım, kulaklığımı çıkardım. (8:52)
-Bir fincan çay aldım, bilgisayarımı kurdum (8:55)
-Blogumu açtım, saat 8:42 de düşündüğüm şeyleri yazmaya başladım.(8:59)
-"Soru yok ama" yazan mesajını gördüm, "Keşke 2014 olmasaydı" mesajına karşılık "Neden 2014 olmasaydı onu anlamadim ama" dediğim mesajımı geçirdim aklımdan, (9:00)
-Yazmaya devam ettim, şu anda 7. satırdayım (9:05)
-Başka mesajlarda geldi telefona, bakmak için yazıyı bitirmeyi bekledim (9:07)
-Şu anda tam bu satırı yazıyorum (9:28)
-Yazı bitti, kısa bir gözden geçirme yaptım (9:29)
-Yayınla tuşuna bastım. (9:41)

30 Ağustos 2016 Salı

Benim Sevgim Ağırdır


Benim sevgim ağırdır, her beden kaldıramaz onu;
Çok kıskanırım kadınımı, hemde her canlı gözden;
Onun sadece ve sadece bana ait olmasını isterim. Hem ruhen, hem bedenen;
Onun her şeyi olmak isterim bu hayatta, ihtiyaç duyabileceği herşeyi;
Yeri geldiğinde kuaförü, yeri geldiğinde hizmetçisi, isterse uşağı bile olurum. O benim kadınım çünkü;
Beni aldatmak mi isticek kadınım, yine benimle aldatıcak. İstediği karaktere bürünürüm ben onun için;
İsterse tüpçü olurum, isterse sütçü;
Yeri gelir saatlerce güzel vücudunu izlemek isterim kadınımın mum ışığı altında, yeri gelir saatlerce gözlerine doymak isterim bizim şarkımız eşliğinde;
Yeri gelir hiç konuşmam billur sesini dinlerim sadece.
O kadar çok severim ki onu, bazen bundan bunalır. İşte o zaman daha da çok severim onu, bensiz kalmasın diye;
Kadınım beni mutlu etsin, gerekirse 7 cihanı alırım karşıma; Onun bana vereceği mutluluğu hiç bir şey veremez, vermemeli;

(2013)